13 Nisan 2010 Salı

AMAT

13 Nisan 2010 Salı
İhsan Oktay Anar'ın 2005 yılında yayınlanan kitabı , Amat'ı henüz okudum. Amat'tan birkaç yıl önce Suskunlar'ı ve Puslu Kıtalar Atlası'nı okudum. Bu iki kitabı okurken çok eğlendim. İhsan Oktay Anar'ın çok hoş bir tarzı var. Osmanlıca kelimeleri oldukça fazla kullanıyor. Kitapları okumaya başladığınız ilk anlarda biraz zorlanıyorsunuz. Çünkü bilmediğiniz, ilk defa gördüğünüz onlarca kelime birarada. Ama kısa sürede bu kelimelere de alışıyorsunuz ve kitap gayet eğlenceli bir halde ilerliyor.
Amat, Osmanlı'daki gemilerden biridir. İsmi, İbranice de "gerçek" anlamındadır. Gemi pek hayırlı olaylara sahne olmamış, önce birkaç küçük çatışma geçirmiş, sonra da ganimet olarak aldığı başka bir gemiden gelen vebayla, tayfanın hemen hepsi kırılmıştır. Geminin akıbeti ile ilgili kimse bişiler bilmemektedir. Ancak çeşitli alimlerin ve delilerin kaleme aldıkları eserlere göre çeşitli sonları vardır.
Ben Amat'tan, Suskunlar ve Puslu Kıtalar Atlası'ndan aldığım zevki alamadım. Belki de denizciliğin benim dikkatimi çeken birşey olmayışındandır. Bu romanların hepsi, birer kurgu, zaman kavramı belirsiz. Şöyleki dönem Osmanlı dönemi, ama hangi yıllarda geçtiği belli değil. Ama kurguları çok başarılı. Çok fazla karakter olmasına karşın, hepsi birbiriyle ustalıkla birleştirilip müthiş bir ağ kurulmuş.
Bunlar benim naçizane görüşlerim; belki sizler okur beğenirsiniz ya da zaten okumuş ve beğenmiştirsiniz...

4 fikrim var:

asmabahce dedi ki...

diğer kitaplarını ben de çok sevdim ama bunu okumadım

ekot dedi ki...

bu bana pek hitap etmediğinden olacak beğenmedim ama belki siz beğenirsiniz...

Sanat Notları dedi ki...

Puslu Kıtalar Atlası bir efsanedir, Bence İOA okumaya o kitapla başlanmalı, ben ayrıca Kitab'ül Hiyeli de okudum, o da ayrı güzel ama biraz teknik bilgi var, ama hayal gücü şahanedir İOA'nın.

ekot dedi ki...

Bence de Puslu Kıtalar Atlas ile başlamalılar çok güzel, o osmanlıca kelimelerle bile çok akıcı=))

 
◄Design by Pocket