17 Haziran 2010 Perşembe

Sertab Erener - Rengarenk

17 Haziran 2010 Perşembe 0
sarı friendship yazısı yanlış anlaşılmasın (kitap ayracı), albümle alakası yok. ekotcuğum aldı onu bana :)

Görümcesinden şarkı alıp albümünün adı yapmasını bilmiş, SE.. Bahsettiğim kişi; Nil Karaibrahimgil tabii ki :)) Slumdog Millionnaire'deki bir şarkıyı (raquib alam/a.r. rahman) coverlamış, pek şahane olmuş, ellerine sağlık. Single olarak çıkardığı önceki albümlerden Açık Adres'in akustik versiyonu, Bu Böyle'nin ise Mustafa Ceceli remix'iyle karşımızda bu albümde. Hit şarkılar..Klibi şimdiden çekilen Koparılan Çiçekler(bu arada Sertab Erener güzelleşti mi yoksa bana mı öyle geliyor??), Rengarenk(Ekrem'le bunu defalarca dinledik arabada sanırım..çikçikiçikçikiçik..bazen her şey sararıp solar, biz hep renga rengarenk :p) , İstanbul (sen gidersin istanbul beklemez, gelirsin gidersin istanbul fark etmez..istanbul sever sen beni öpersen) dinlemeye değer. Slowlar'dan ise Bir Damla Gözlerimde şarkısı beni benden aldı..diyor ki.."bir şey eksik cümlede, yüklem mi özlem mi?..konuşamadığımız ne varsa seninle bir damla gözlerimde". Bir Varmışım Bir Yokmuşum yine çok güzel. Asla şarkısı Issız Adam'dan dinleyip de hatırlayabileceğiniz bir şarkısının(michel paul fugain-pierre delanoe) coverı. İkimiz Bir Fidanın güllleeeeer açan dalıyıııııız şarkısının coverı da mevcut. Nerdeyse bütün şarkılarını saydım galiba :)) 14 şarkı var albümde. Son şarkı Koparılan Çiçekler'in remixlerinden oluşuyor. Yani bu albüm kısaca kaçmaz! Uzun zamandır Sertab Erener'den duymak isteğim, özlediğim, 'evet, pop işte budur!!' dedirttirecek bir albüm olmuş. Ohh demeyin keyfime :))

14 Haziran 2010 Pazartesi

Soru Neydi Kaçırdım??!

14 Haziran 2010 Pazartesi 0

Kendimle ilgili bir takım şeyleri sorgularken, bu ara lanet olsun yine her bir haltı düşünecek vaktim acayip bir var... Boş işler müdürü olmamın son raddindeyim:p Sınırlarımı zorluyorum artık sanırım.. Her neyse..ben evlenebilecek en son insanım, yapamam fenalık basar dediğim zaman konuştuk baya bir dün ve şuna karar verdik. İstersen herkesi sevebilirsin. Gününü gün edebilirsin. Her şey gelip geçici sonucta. Ama çocuk sahibi olmak düzenli bi hayat kurmak için bazı şeylerden fedakarlık etmen gerekir. Evlenince o güzelligi bozmamak için de başka şeyleri çok düşünmemeye başlarsın. Haydi bakalım buradan yak. Hani birini gördün, ona aşık oldun, ömrün boyunca onunlasın gibi bir kavram yok. Sen yarın hayatındaki insanı çıkarırsan, karşına bir başkası elbet çıkar. İnsanız sonuçta herkesten etkilenebiliriz o anda.. Aşık olduğunu sanabilirsin ve başka bir dolu şey.. Bu yüzden de tekeşlilik diye bir kavram da pek yoktur... Ama hayatındaki insanın her şeyine katlanıp onunla bir çok şeyi aşmanın güzelliklerini tadınca (seni her konuda anlayan, kafa dengi bir insan bulanlar bunu daha iyi anlayacaktır) diğer kavramları gözardı etmeye başlarsın. Başkalarıyla olabilitesi olsa bile istemezsin..Çünkü hayatındaki insana değer verirsin..Belki de onun sana aynı şeyi yaptığında nasıl üzüleceğini bildiğinden bunu ona yapamazsın. Peki buna cesareti olan kaç insan var??

p.s. Şıpsevdi sakızlarını ne de çok severdim!! Bir ara çiğnediğim bütün sakızların içinden çıkan yazıları biriktirirdim. Şu an neredeler en ufak bir fikrim olmasa da:/ Aşkla ilgili herkesin söyleyeceği pek çok şey vardır elbet. Belki de tek bir doğrusu olmayan kavramlardan biri de odur :)

A Single Man...

Geçen hafta tam böyle sınavlarım bitmişken, Elif aradı. Bişiler yapmak üzere okuldan çıktık (Ahmetimizi de aradık fakat kendisi telefonlara pek cevap vermiyorr:))) . Biraz dolaştık sonra sıkıldık hep aynı yerler hep aynı yerler. Biz de eve gidip film izlemeye karar verdik. Aslında herhangi bir filmi değil, nokta arışı yaparak "A Single Man" i izlemeye karar verdik.
Tom Ford'un çektiği, Colin Firth ve Juliaane Moore'un başrollerinde oynadığı bu film, bu yıl birçok yerde çok konuşuldu. Çekimleri gerçekten kaliteliydi. ANcak filmin tek ve en önemli kusuru, herşey fazlasıyla mükemmeldi. Filmi izlerken bu kadar mükemmelliyetçiliğin beni rahatsız ettiğini farkettim. Bence birçok kişi de bundan rahatsız olmuşlardır. Film de başrol oyuncularının dışında -tahminimce- muhtelif mankenler yer alıyorlardı. Yunan heykeli gibi vücudlarıyla salınıyorlardı ortalıkta.Film boyunca üçgen erkenlerin ve 90-60-90 kadınların boy gösterdiği bir dünyayı izliyoruz aslında. F Bu da bi süre sonra biras rahatsız ediyor. Çünkü gerçek dünyadan bir hikayeyi anlatmaya çalışırken gerçek dünyanın dışında, mükemmel bir yaşamı gösterince biraz tuhaf geldi bana.

Giysiler, saçlar , makyajlar mükemmeldi. Ee filmin yönetmeni bi modacı olunca, böyle oluyor. Özellikle Julianne Moore'un afişte de görülen bu saçı ve makyajına bayıldım. Kıyafeti tam görünmüyor ama kıyafet de çok güzeldi. Filmde bütün kıyafetler çok güzeldi. En yaşlı insandan, en küçük çocuğa kadar herkesin çok şık yaşadığı bir yerde geçen filmimiz, eşcinsel bir profesör olan George Falconer'ın , partneri Jim'in aniden ölmesi üzerine, George'un başından geçen trajik olayları anlatmaktadır.

Daha fazla yazmayayım yoksa iyice açık vereceğim. İzlemeyenlere iyi seyirler. İzeleynler de acaba benle aynı fikirdeler mi??

13 Haziran 2010 Pazar

Paranormal Aktivite!!!

13 Haziran 2010 Pazar 0

Gerçekten bu muymuş dedim o kadar korkunç diye pompalanan film. yazık yani, bilmiyorum sinemada falan daha tırstırıcı olabilir ama kete ve mika adlı iki sünepeye musallat olan bir huddamın hikayesi beni korkutmadı bilakis seme diyaloglarıyla güldürdü. olmamış gerçekten. fikir güzel ama daha iyi çekilebilirdi. hele bir de bu tarz işlerde (cin taifesi) uzman birini çağırmıyolar mı eve orada koptum. çok şükür amerika öyle bir sınırsızlıklar diyarı ki istediğiniz mesleği yapabiliyosunuz ne kadar fantastiko olursa olsun. amcanın ikinci gelişinde çok azıtmışınız bunu siz, ben bişi yapamam topukluyore demesi ayrı komikti.
Yer yer müthiş sıkıcı olan, zaman kaybı bir film Paranormal Activity ya da Türkçe adıyla İyi Saatte Olsunlar!

9 Haziran 2010 Çarşamba

In my veins..

9 Haziran 2010 Çarşamba 3

Grey's Anatomy'nin sezon finalini izlerken ağzımı bir dakika kapatamayıp çeşme açık kalmış su bastı (bu nasıl bir benzetme ya?!!) misali ağlamam bir yana, şarkılar da beni mahvetmesini bildi sağolsun.. Bu şarkı da beni derinlerden sarsıp sonra da alıp boşluğa atan cinsten.. Bailey, arkadaşını kurtarmak için asansörlerin oraya gider, asansörlerin çalışmadığını görür, elinden gelen her şeyi yapmıştır sinirleri boşalır ve arkasını dönüp ağlamaya başlar... Arkadan da bu şarkı süzülür ağzına mıçar... Kimsenin olmadığı bir ortamda koltuğa rahatça uzanıp hayallere dalabileceğiniz bir mekan eşliğinde dinlemeniz tavsiye edilir. İşte karşınızda Andrew Belle - In my veins..


Nothing goes as planned
Everything will break
People say goodbye
In their own special way
All that you can rely on
And all that you could fake
Will leave you in the morning
Come find you in the day
Oh, you’re in my veins, and I cannot get you out
Oh, you’re all I taste, at night inside of my mouth
Oh, you run away, cause I am not what you found
Oh, you’re in my veins, and I cannot get you out
Everything will changed
Nothing stays the same
Nobody is perfect
Oh, but everyone is to blame
All that you rely on
And all that you can save
Will leave you in the morning
Will find you in the day
Oh, you’re in my veins, and I cannot get you out
Oh, you’re all I taste, at night inside of my mouth
Oh, you run away, cause I am not what you found
Oh, you’re in my veins, and I cannot get you out
No I cannot get you out
No I cannot get you out
Oh no, I cannot get you out
No I cannot get you out
Everything is dark
It’s more than you could take
But you catch a glimpse of sunlight
Shining
Shining down on your face
Your face
On your face
Oh, you’re in my veins, and I cannot get you out
Oh, you’re all I taste, at night inside of my mouth
Oh, you run away, cause I am not what you found
Oh, you’re in my veins, and I cannot get you out
No, i cannot get you out
No, i cannot get you out...
Oh no, I cannot get you...

4 Haziran 2010 Cuma

Bekle Beni Bihter, Yalnız Gitme

4 Haziran 2010 Cuma 0

2 Haziran 2010 Çarşamba

my secret friend

2 Haziran 2010 Çarşamba 0
İlk Virgin Radio'da dinledim. Alıp götüren cinsten. Günün şarkısı da bu olsun :)


My secret friend
Oh, take me to the river
My Secret friend
So we can swim forever

You have loved, you were not alone
You have braved the weather
When the storm cut you to the bone
There was always shelter

My secret friend
I'll take you to the river
My secret friend
So we can swim forever

In your skin to die a little death
This time there's no code word
When everyday frays in hollow ends
Dream sweet love subversive

My secret friend
Oh, take me to the river
My Secret friend
So we can swim forever

Break my deepest promise..

1 Haziran 2010 Salı

Durex'ten IPhone aplikasyonu..

1 Haziran 2010 Salı 0
Ama güzel reklam izleyince paylaşmadan duramıyorum.. Dünya'nın en komik reklamı.. İzlerken o kadar çok eğlendim ki anlatamam.. Özellikle Iphone elinde çocuk tıpışlamasını, suss artık ağlama dercesine isyan edişlerine bayıldım !!

at least until the real magic happens.. :)

Kel İmana Gel!


Benim adım haziran! bugün ömrümde yeni bir fasıl başlıyor. inşallah güzel olur. melankolik (yok ya) ruh halimden sıyrılırım azıcık bir orta yol bulmalı zira olmaz böyle. bi de uğruna ölünecek bişi yoksa banalsin annem kurtarmaz, devreler yanar. hava da sıcak eve kuş girmiş açık balkon kapısından bugün. baktım bi sesler geliyor kukirikukukiriku... dedim ahanda noluyo bir de baktım bir kuş badibadi yürüyor nereden bilsin sığ ve maşrapa bir insanın evine girdiğini. bastım çığlığı zor kurtardı canını (çok özür dilerim kuş, affet)
mutluyum napayım üzülecek çok şeyim varken kaybettim çok şey varken yine de elimde değil hala mutlu olmaya çalışıyorum. süperstarın çok pis belirttiği gibi geç kalanlar yarışında en ön saflardayım ama napaym ben buyum.
devir tamamlandı- ölümcül devir- artık yeni bi şeyler olsun kendi hikayemi yazayım ya da önce bir nefes alıp yine bir dibe dalayım: gripin beş desin ben yeter saçmaladım, biraz susayım.

http://www.youtube.com/watch?v=W9BXZb5kQOE

30 Mayıs 2010 Pazar

Serdar Ortaç - Kara Kedi

30 Mayıs 2010 Pazar 0
Ohhh yaz geldi herkes kıpır kıpır şarkıları dizip yeni albümlerini çıkartıyor. Ehh bu durumdan en memnun kişilerden birisi olarak, Serdar Ortaç'ın Kara Kedi albümünü gururla sunarım.. Evet, klasik Sertar Ortaç şarkıları ama kafa dağıtmaya birebir.. İsyanlarda olanlar, stres atmak istiyorsanız alın bir tane dinleyin derim.. :)
Ben en çok Parodi şarkısını sevdim.. Dinleyin, dinletin.. Haydin iyi pazarlar..

p.s. 3 Haziran'da Ankara'da konser verecek. Meraklılarına duyurulur !
 
◄Design by Pocket►