fashion etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fashion etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Nisan 2010 Pazar

Yüksek Topuklar

11 Nisan 2010 Pazar 1
Jak and Jil'de gördüğüm bu ayakkabılar çok hoşuma gitti. Zaten ayakkabı fetişisti olduğunu söyleyen Tommy Ton da Prada'nın resort 2010 koleksiyonuna ait bu güzel platform ayakkabıyı atlamamış. Acaba nasıl giyilmiş onu da merak ettim, fotoğrafın üst tarafı yani. Çivit mavisi bir çanta süper olurdu diye düşünüyorum.

18 Mart 2010 Perşembe

Karl Lagerfeld hep COOLdun. Madonna, yine her zamanki gibisin..

18 Mart 2010 Perşembe 0
H&M malumunuz..nerdeyse bütün ürünlerin Made in Turkey olup bir tek Türkiye'de olmayan markalardan birisi herhalde. Istanbul'da acılacakmıs diye dedikodular dönüyor son günlerde..Bakalım merakla bekliyoruz. Hal böyleyken bakalım elimizde neler varmıs dedim reklamlarını incelemeye koyuldum.. Madonna ve Karl Lagerfeld'in H&M reklamında oynadıgı karelere gözüm takıldı. 2006'da cekilmis ve KL'nin oldugu reklam ciddi ödüller almıs, cok eglenceli ve dahice buldum reklamı.

Söyle modacılar konusuyorlar aralarında..Anlam veremiyorlar neden bu kadar cok tuttugunu bircok modacının kapıda kaldıgını vsvs. Bir de ustune ustluk ucuz diyor adam. Karsısındaki adam dahası da var diyip kagıda 'erkek koleksiyonu da var.' diye yazıyor. Esas adamımız inanamıyor diyor ki: 'Nasıl yani Karl bütün bu dedikodular dogru mu..cok ucuz bunlar..' Karl da su cumleyi diyor ve adamı dumur ediyor!!: "What a depressing word. It's all about taste. If you're cheap...nothing helps." Herkes saskına dönüyor bu arada birkac kisinin uzerindekilerin fiyatları yazıyor. Ve reklamımız burada sona eriyor.


Madonna'nın oldugu reklam ise 2009 baharda cekilmis..cekik gözlü hanım kızımız bana bir stil bulun diyor Madonna'ya danısıyor. O da yardımcı oluyor ediyor. Ama tip inanılmaz komik. Madonna'ya stil konusunda yardımcı olan adamlardan birine tokat atınca, adam 'i love you' diyor ve beni koparıyor! Böyle bir eglencelik izlemelik sukela tadında olmus. Hay allah nelerle ugrasıyorum artık halime de bakın. Ama kaliteli reklamlar gözümden hic kacmıyor ne yapayım :))

24 Şubat 2010 Çarşamba

Vogue Türkiye ilk 1000 koleksiyon sayisi sadece Istinye Park'ta

24 Şubat 2010 Çarşamba 2
Koleksiyoncular icin üzerinde rakamlari yazan 1000 adet dergi cikarmis Vogue Türkiye. Istinye Park'ta bugun satiliyor! Tükenmeden yetisin. Yarindan sonra da insallah her yerde satilmaya baslanilacagi söyleniyor. Evet iste bu, bekledigim bir andi. Tanrim bugünleri gösterdigin icin sana minnettarim. 'Türk insani modaya hasret kalmisti ve iste sonunda ona kavustu' diye haykirmak istiyorum. O kadar mutluyum düsünün yani. Elime bir adet gecip incelemek icin sabirsizlaniyorum!! Sevgiler!!

p.s. Tabii ki Anna Wintour'un sayilarini kacirmadan takip etmeye devam edecegimmm. Onsuz bir hayat düsünemiyorum !

18 Şubat 2010 Perşembe

Ve Vogue Modayı Yarattı!

18 Şubat 2010 Perşembe 0
Bu akşam Aşk-ı Memnu'nun reklam arasında Vogue Türkiye'nin reklamı verildi! Reklamda Havva aheste aheste Adem'in yanına gidiyor sonra bir Vogue geçiyor eline karıştırıyor, bakıyor. Sonra daldaki yaprağı alıp örtünüyor ve Vogue modayı yarattı deniyor. Son olarak da Vogue Türkiye yakında ibaresiyle reklam bitiyor. Çok şaşırdım. Güzel hazırlanmış, hoş bir reklam olmuş. Yapanları tebrik etmek lazım. Merakı iyice artırdılar.

16 Şubat 2010 Salı

Derek Lam

16 Şubat 2010 Salı 0
Derek Lam 1967 doğumlu Parsons mezunu, Asya kökenli, Amerikalı bir moda tasarımcısı. Michael Kors'la çalıştıktan sonra kendi markasını kurmuş. 2010 ilkbahar-yaz koleksiyonundan bazı cicileri pek beğendim. Keskin siluetlere sahip şık parçalar. En çok da 1250 dolarlık koyu kahverengi çantayı beğendim. İyi bir moda yatırımı olur gibi geliyor bana:)

12 Şubat 2010 Cuma

Miu Miu!

12 Şubat 2010 Cuma 1
Miu Miu Prada'nın genç markası. 1992 yılında kurulmuş. Adı Miuccia Prada'nın lakabından geliyor. Genç, modayı takip eden ve cesur tasarımlar yapmayı hedefliyor. Bugüne kadar birçok ünlü kampanya yüzü oldu. Kirsten Dust, Maggie Gyllenhall ve Lindsay Lohan bunlardan birkaçı. Çok fazla dikkat etmiyordum bu markaya ama son koleksiyonlarını çok eğlenceli ve yaratıcı buldum. Bu koleksiyon gerçekten genç ve "stylish" olmuş.
Ayakkabılar çok iddialı. Yaza fevkalade uygun. Elbiselerin yakalarında, eteklerde ve pantolonlarda kedi, köpek, kuş baskıları kullanılmış.
Bu hoş detayların farkına haliyle varan moda şeytanı Mrs.Wintour da Vogue'un Şubat sayısındaki Patrick Demarchalier tarafından çekilen Sevgililer Günü Randevusu editoryalinde fazlaca kullanmış Miu Miu' nun kıyafetlerini. Yani büyük yerden gelmiş onay. Artık farklı olanlar bile birbirine benzemişken, Alexander McQueen gibi bir dahi bile yaşamamayı seçmişken tasarıma inanmak gittikçe güçleşiyor. Ben bu açıdan çok yaratıcı ve felsefisine uygun tasarlanmış buldum Miu Miu'nun ilkbahar-yaz 2010 koleksiyonunu.

4 Şubat 2010 Perşembe

Moda Haftası Furyası İstanbul'da...

4 Şubat 2010 Perşembe 5

Dünyada, özellikle Avrupa'nın önemli şehirlerinde düzenlenen moda haftaları, uzun uğraşlar sonun da İstanbul'a da getirildi. Etkinlikler 3-6 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Geniş bir katılımcı listesi olan "Istanbul Fashion Week 2010", dün oldukça saçma hareketlerle start aldı.Önce kimler var onlardan kısaca bahsedeyim.Markalardan;
  • Mavi
  • Koton
  • Avva
  • Desa
  • Que
  • Pierre Cardin gibi Türkiye'de önemli bir yere sahip markalar göze çarpıyor.
Tasarımcılara bakacak olursak;
  • Bahar Korçan
  • Arzu Kaprol
  • Hakan Yıldırım
  • Özlem Süer gibi önemli modacılarımızın yer aldığı uzun bir liste.
Dilek Hanif ve Cengiz Abazoğlu, Avrupa'da ki defilelerden sonra buraya artık sığamayacaklarını farkettiler. Güzel tespit, doğrusu. Ama keşke Arzu Kaprol ve Bahar Korçan da bunun farkına varsalardı. Onlar artık standardları çok yüksek modacılar. Buraları genç yeteneklere bırakmalılar.

Açılışta ki tuhaflığa gelince; öncelikle Bakan Zafer Çağlayan açılışı yaptı ve bir adet konuğu vardı, Meg Ryan. Ne saçma bir isim. Kendisini oyunculuğuyla, sempatikliğiyle sevmeme rağmen, moda haftasına en uzak isimlerden birisi olduğunu düşünüyorum. Gerek Türk bağlantılı Mango'nun yüzü Scarlett olsun; gerek Dior'un parfüm yüzü Charlize Theron olsun gayet güzel seçenekler var. Ama sanırım paraları yetmemiş. Meg Ryan'ı getirmişler.Bu ilk saçmalıktı.
İkinci saçmalık; Meg Hanım yoğun ilgiden bunalmış, açılışın ardından yapılacak geziye katılmamış. Katılmadığı gibi açılış sırasında kurulan çadır kesilerek oradan kaçırılmış. Ne saçma şey. Daha sonra da apar topar dönmüş. Ne üzüldüm ne üzüldüm!!!

Bu tür etkinlikler, ülkemizin tanıtımı için çok önemli ve gayet kaliteyle yapılabilmekte. Umarım gelecek yıl ve sonra ki yıllarda da devamı gelir. Ama daha alakalı konuklar yer alırsa daha güzel olur sanırım...

30 Ocak 2010 Cumartesi

vogue türkiye!

30 Ocak 2010 Cumartesi 1

Mart kapıdan baktırır Vogue Türkiye aldırır.Dünyanın en prestijli moda dergisi sonunda geliyor. Aylardır konuşuldu,editör kim olacak,kimler çalışacak diye?
Yıllardan beri uğraşılan ve getirilmeye çalışılan bu devi Doğuş grubu getirdi.Derginin genel yayın yönetmeni Doğuş Yayın Grubu'nun iş geliştirme ve dış ilişkiler sorumlusu olan Seda Domaniç olacak.Conde Nast'la yapılan görüşmelerde Domaniç'te karar kılınmış.Moda editörü ise Mary Fellows,yani ithal:) Art direktörler de öyle. Titiz bir çalışma söz konusu.
Önümüzdeki hafta başlayacak olan İstanbul Fashion Week,Vogue Türkiye....Bunlar Türkiye'de moda için çok önemli olaylar.Merakla bekliyorum Vogue nasıl olacak,kadroda kimler var,nasıl editoryaller olacak,bizim kendi tasarımcılarımız yer alacak mı? Daha önemlisi kapakta kim olacak? Benim en büyük korkum çağrılan her yere giden,pr delisi olmuş Elif Şafak'ın kapak olması. Düşünsenize ne komik olurdu:kırmızı renkli tek omuzlu bir Lanvin elbise ya da vintage bir Missoni hırkayla Elif Şafak! Yazısı da şöyle: entelektüel şıklığı:)

love at first sight



Kris van Assche çok yetenekli bir tasarımcı:Dior Homme'un tasarımcısı.Fakat kendi markası da var.Çok yenilikçi çok dinamik tasarımlar yapıyor.Son kampanya fotoğrafları harikaydı.Yaratıcılık sonsuz anlayacağınız.Ama kendisinin en güzel tasarımları müthiş ayakkabıları. Hepsine bayılıyorum.Çok yalın ve çok güzeller.Yani tam tasarımcı işi.Her biri resmen giyilebilir sanat eseri.

Ama bu 310 euroluk sarı fermuarlı deri sneaker beni benden aldı, aşık oldum. Mario oynarken sapıtan velet gibi delirdim bunu görünce.Alcaam alcaaammmm!!! Bühüüüübühühüü.......

böyle buyurmuş kaiser


"In a meat eating world, wearing leather for shoes and even clothes, the discussion of fur is childish. "(In the north, hunters) make a living having learned nothing else than hunting, killing those beasts who would kill us if they could kill us."


Karl Lagerfeld kendine kızan Peta yetkililerini böyle paylamış zamanında.Bu nasıl bir rahatlık nasıl bir kendine güven şaşırdım.Ne diyelim sonuçta lüks bir moda evini tek başına yönetiyor.Ne dese ne yapsa olay.Hayran olduğum bir insan kendisi.70 küsür yaşında hala çalışıyor.Üstelik moda tasarım eğitimi almamış yani alaylı ve şu anda kariyerinin zirvesinde.Chanel'i müthiş bir şeye dönüştürdü.Harika koleksiyonlar yapıyor,Şangay'da Moskova'da defileler düzenliyor. Kampanya fotoğraflarını kendi çekiyor.Yani Lagerfeld hakiki kürk kullanıyorum ben diyorsa kimse bir şey diyemiyor.Böyle bir ego,böyle nevi şahsına münhasır bir insan.Her gün şaşırtıyor.

kaç kere yemin ettim....

Sartorialist'i bilmeyen,görmeyen kaldı mı? Yine de söyleyeyim.Moda endüstrisinde uzun yıllar çalışmış olan Scott Schuman adlı bir şahıs tasarımlarla,podyumdakilerle sokak arasındaki farkı görüp sokak modasını fotoğraflamaya başladı birkaç yıl önce.Kıyafetlerini, kombinlerini beğendiği insanların fotoğrafını çekti.Sonra bunların iyilerinden bir best off kitabı yapıp imza günleri düzenledi,yani aldı yürüdü.Ama bir süre sonra sıkıldım ben.Bazı insanlar özellikle sanki nasıl marjinal olsam diye giyinmiş.Çoğu öğrenci,editör,sanatçı bıdıbıdı zaten.Bir de bir trend olmuş Allahhh herkeste aynı şey.Hele yazın çorapsız makosen giyme trendi vardı ki sormayın. Tamam görüntü olarak güzel,kısa paçalı,dar kesimli pantolonla hoş oluyor ama rahatsız bi şey sonuçta.Neyse uzun zamandır bakmıyorum kısacası bu siteye.
Ama daha yeni bir site daha var ki bu alanda Sartorialist'i solladı: jak and jil. Yine sokaktan insanlar ama bu sefer tam tadında. Çünkü Milano,Paris moda haftalarında çekilmiş fotoğraflar.
Kişiler model,editör veya tasarımcılar ve çok şıklar. Daha yaratıcı daha mükemmeller. Tommy Ton'un çektiği fotoğraflar harika.Ayakkabıları çok çekiyor. Artık günümüzde ayakkabı elbiseyi değil elbiseler ayakkabıları tamamlıyor zaten.
Ama bu kusursuz hem güzel hem yakışıklı hem de şık giyimli insanları gördükçe moralim bozuluyor.Ya bu kadar da sığ bir insanım.Kaç kere diyorum kendime bir daha bakmayacağım diye ama napayım dayanamıyorum.Bu da böyle bir iptila işte.

22 Ocak 2010 Cuma

Elizabeth & James

22 Ocak 2010 Cuma 0

Elizabeth and James dünyanın en meşhur ikizleri olan stil ikonları Mary Kate ve Ashley Olsen'ın kurduğu genç bir marka.Daha önce de Row adlı lüks bir marka kurmuşlardı.
Kendi bohemian chic tarzlarıyla ifrat ve tefrit arasında kalan ikizler sonunda dengeyi Elizabeth and James'le bulmuşlar gibi.Markanın kadın,erkek,kadın ayakkabısı ve mücevher koleksiyonu var.
Markanın kuruluş amacı tasarımcı trendleriyle modern trendleri birleştirmek ve aradaki boşluğu doldurmak.Yani sade ve şık giysilerle tasarım giyinmek.Kadın koleksiyonu yalın ve basic parçalardan oluşuyor.Genelde açık renkler hakim,arada yeşiller turuncular da var ama. Maskülenlik ve feminenlik içiçe.Boyfriend bir ceketin yanında yeşil bir mini bir etek de karşınıza çıkabiliyor.
Erkek koleksiyonu ise lüks kumaşlarla yapılmış casual parçalardan oluşuyor.Çizgili tişiörtler, rahat pantolonlar ön planda.Ayakkabı koleksiyonu ise bunlara kıyasla daha iddialı ve bir o kadar da orijinal ve çeşitli.Mücevherler ise rock temalı ve çok güzeller.
Salaş olup hoş görünmek ya da fazla uğraşılmamış gibi duran şık bir tarz için ideal Elizabeth and James.Missoni vintage elbiselere,bol kazaklara,ve Chanel kemik gözlüklere tutkun Olsenler kendi zevklerini çok güzel yanstmışlar.Elizabeth and James'in cool tasarımlarını V2k Designers Nişantaşı'nda bulmak mümkün.

İtalya'da bir Türk


Hüseyin Çağlayan ve Dice Kayek'ten sonra moda tasarımı alanında yeni bir gururumuz daha var artık:Ümit Benan.
Ümit Benan erkek giyimi üzerine tasarım yapıyor ve 3 .koleksiyonunu hazırlamış.İtalya'da genç yeteneklere verilen Who's Next ödülünü de kazanmış yeni olarak.
Bu işe gönül veren ve hakkıyla yapmak isteyen çoğu kişi gibi fiyakalı bir okuldan London Central Saint Martins College of Art and Design'den mezun olmuş.Bir süre New York'da yaşamış ve sonra İtalya'ya yerleşip markasını kurmuş.
Model olarak yaşlı birini kullanmayı tercih etmiş.Çok orijinal ve güzel olmuş bu seçim.Son koleksiyonunun adı Emekli Rockçılar.New York deneyimlerinden etkilenmiş bu koleksiyonda. Çok güzel ve şık bir koleksiyon.ilkbahar yaz koleksiyonu da çok eğlenceli ve başarılı-özellikle diz üstü şortlara ve canlı renkteki takımlara bayıldım.
Ayrıca 77 gün adlı bir çalışmayla,tasarımcı genel olarak tasarım felsefesini de anlatmış.Tüm bunlara buradan bakabilirsiniz:http://www.umitbenan.com/

21 Ocak 2010 Perşembe

sales soldes soldi

21 Ocak 2010 Perşembe 0

Memleketimizde büyük kış indirimi günlerini idrak ediyoruz son 2 haftadır.Bunların memleket dahilinde en fazla infial yaratanı Zara ve akrabalarının 2 ocakta başlayan öl ya da öldür indirimiydi.Alışveriş bağımlılığıma tövbe etmiştim ve 2 aydır ayıktım.Bu indirim çılgınlığının irademi zorlamasına izin vermek istemedim ve kayıtsız kaldım.Fakat bünyede var zira dayanamayıp bir kaç kere gittim tabi.Ama heyhat! Zara indirimini haber vermeyenlerden.Mesela Energie ve Vakkorama mesaj atıyorlar.Fakat bu Zara indirimi galiba bazılarının içine doğuyor.İndirim günü saat 10 da 11 de anında bir izdiham oluyor ve "it" malların çoğu tükeniyor.İnsanlar bir nevi "bak ne kadar inmiş "psikolojisiyle alıyor da alıyorlar.Bazı ürünlerin fiyatı 10-20 lira düşmüşken bazılarında 50-60 liralık düşüşler mevcut.135 liralık gümüş-mavi renkli boğazlı bir sneaker 50 liraya düşmüş.Madem 2 ay sonra bu kadar düşüreceksin niye başta düdüklüyon milleti? En kötüsü de sezon başı beğendiğiniz bir şeyi indirimde bulamamak ya da uygun bedeninin kalmaması çünkü s ve xl ürünler kalıyor geriye.Bu tür zamanlarda en iyisi neye ihtiyacınız olduğunu belirleyip mağazaya ona göre dalmak,ya da avcı içgüdüsüyle önceden işaretlediğiniz ürünleri bulmaya çalışmak.Zor ve zahmetli bir süreç yani.İndirim moduna girip gereksiz şeyler almamak lazım.Sonra kasalarda bir de iade kuyruğu oluşuyor.Çünkü bünye ne aldığını eve gidince fark ediyor.
Ben de dün Kızılay Zara'yı ziyaret ettim.Yağmalanma feci boyuttaydı.Geriye sadece cart renkli tişörtler ve kazaklar kalmıştı.Şık ceketler,montlar,havalı pabuçlar çoktan gitmişti.Ama bir tane kazak bulabildim.Kırmızı-gri çizgili ve yine gri renkli ince bir kapüşonu var.O kadar Zara mağazasını gezip bulamadığımı bulmuştum sonunda.80 liradan 40 liraya düşmüştü.2 aydır ayıktım.Alışverişle sarhoş olmamıştım ama yenildim kapitalizme.Tüketime yenik düştüm ve kazağı aldım.Nefsimi terbiye etme yolculuğum 2 ayda son ermişti.Gossip Girl'ün 2. sezon finalinde Georgina'nın dediği gibi :"Well, tell Jesus the bitch is back!"

7 Ocak 2010 Perşembe

Markafoni

7 Ocak 2010 Perşembe 0
Günlük email kontrollerimi yaparken, bir davetiyeye rastladım..Arkadasım göndermis. Markofoni diye bir alısveris sitesi. Ozel markalardan özel indirimler diye cezbeden bir de reklam koymus basına da. E, tabii ki dogal olarak üye olup incelemeye koyuldum. Belirli günlerde, belirli tanınmıs markaların indirimleri oluyor. Bazıları gercekten inanılmaz fiyatlarda düsüyor, bazılarında da fiyat konusunda cok bir farklılık gözlemlenmiyor. Sanırım birisinin sizi davet etmesi gerekiyor siteye üye olabilmeniz icin. Sıkıntı yasarsanız bana basvurabilirsiniz :)) Bu arada hemen bir eksisozluk arastırması yaptım. Bakınız: http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=markafoni
Ilerleyen günlerde olur da buradan alısveris yaparsam, sizleri bilgilendirecegim efenim.

1 Ocak 2010 Cuma

Harikaydın Remzi

1 Ocak 2010 Cuma 0
Armada'daki Remzi Kitabevi'ni oldum olası sevmişimdir.Sıcak bir atmosferi,işini severek yapan çalışanları var.Ama en önemlisi rahat koltuk ve sandalyelere oturup dergi ve kitapları karıştırabilmeniz.Ben en çok yabancı dergilere bakmayı seviyorum.Bugün biraz abarttım ve Voguelara dalıverdim.
Vogue Hommes International

Fransız Vogue'un editörlüğünü yapan Carine Rotfield'in editörlüğünde yılda 2 kere çıkan dergi Vogue'un erkek edisyonu.Sonbahar kış 2009 sayısını detaylıca inceledim.Çok yoğun içerikli bir dergi öncelikle.Çok güzel editoryaller ve röportajlar var.Styling'ini Rotfeild'ın yaptığı sarışın dandy bir kasap çırağının resmedildiği kanlı bir editoryal yapmışlar ki çok başarılı.Ayrıca kült oyuncu Willem Defoe'yla yapılmış çok güzel bir çekim daha var.Ayrına Francis Ford Coppola'yla ve son filmi Tetro'nun başrolündeki genç yakışıklı Alden Ehrenreich'la röportaj yapılmış.Alden aynı zamanda kapak erkeği olmuş.Ben Leonardo DiCaprio'ya benzettim biraz ama daha hoş.Ayrıca son olarak Inglorious Basterds'daki nazi olarak rol alan Daniel Brühl'le ve moda tasarımcısı Alber Elbaz'la yapılmış söyleşiler var.Özellikle Lanvin'in baş tasarımcısı Alber Elbaz'la yapılan söyleşi çok güzel.Bir moda dahisinin hayatı,takıntıları ve çalışmarıyla ilgili çok güzel bir röportaj olmuş.
Vogue US


Anna Wintour'un editörlüğündeki Vogue Amerika ocak sayısı da bayağı dolu.Epey bir editoryal var.Kapak kızı Rachel McAdams'ı Mario Testino fotoğraflamış.Ayrıca styling'ini creative director Grace Coddington'ın yaptığı Almost Famous adlı harika bir editoryal var,Steven Meisel çekmiş.Patrick Demarchilier ise Go West adlı editoryali görüntülemiş.
British Vogue

Editörlüğünü Alexandra Schulman'ın yaptığı İngiliz Vogue ocak sayısının kapağına oscarlı oyuncu Rachel Weisz'i taşımış.Kendisiyle yapılmış çok hoş bir çekim var.Yazlık elbiselerin kullanıldığı çeimde oyuncu son filmi Lovely Bones'u anlatmış.
2010'un ilk sayısında sektördekilerle önümüzdeki yıllar için modayla ilgili tahminleri sorulmuş.Çoğu kişi optimist ve minimal bir dönem öngörmüş.
Derginin ağır topu ise Tom Ford'la yapılan söyleşi.Ford Single Man'i nasıl çekmeye karar verdiğini,yapım aşamasını,başarı sırlarını ve çocukluğunu anlatmış.Çocukken bir buzdolabı kutusunda saatlerce yatıp vampircilik oynarmış moda dehası meğer.

Şimdilik bu kadar yeter gibi.Önümüzdeki ay görüşmek üzere Remzi!!!

29 Aralık 2009 Salı

Carnevale'de Şenlik Var: Lavand.

29 Aralık 2009 Salı 3
Bu sezon Carnevale'in cazibesine dayanamadım ne yalan soyleyeyim.Yeni bir marka gelmis ki sormayın.. Bir eglenceli, bir guzel.. Tam da sıkıldım artık hep aynı seyleri giymekten derken karsıma cıkmasından dolayı son derece mutluyum. Elbise agırlıklı genelde ürünleri Lavand'ın. Birkac tane alacaktım ama sonra kendime dur demesini bilip bir tane alıp cıktım. Bakmakta fayda var, degisik seyler bulabilirsiniz..Yalnız, elbise vücuda oturmalı mıdır, yoksa hafif dökümlü mü olmalıdır sorusunda kitlenip kalıyorum. Small ve Medium arasında kalıp, kararsızlıgımla sonunda arkadasımı deli ettim. Yarın gidip belki Medium'la degistiririm artık bilemiyorum. Her neyse iyi bir yılbası alısverisi oldugu kanısındayım..İste elbisem ve ben :)

Kokoşluğun İhtişamı

Bryan Boy'u duymayan kalmadı herhalde.Ama ben yine de biraz bahsetmek istiyorum.Filipinli bir genç olan Bryan Boy moda bloggerı.Sitesinde kendi resimlerini yayınlayıp,alışveriş ve moda tutkusunu anlatıyordu.Çok komik ve eğlenceli bir blog.Marc Jacobs'a ise adeta tapıyor,her fırsatta söylüyordu.Sonra olan oldu Marc da bu sevgiye ilgisiz kalamadı,"bb ostrich bag" diye bir çantayı Bryan Boy'a ithaf etti.Çok fazla moda bloggerı var ama bazıları çok ciddiye alınıyor. Bunu modacılar da fark etti.Dolce&Gabbana geçen sezonki defilesinde bloggerları Anna Wintour'la birlikte front rowa oturttu.Bryan Boy da bunlardan biriydi.Parlayan şöhretle Bryan Boy New York,Paris,Milano moda haftalarına katıldı,sevdiği insanlarla tanışma şansı buldu.Bir blogger ne ister zaten.O da daha ne olsun diye düşünüyor.
BB çok kokoş,parlak-payetli şeyleri seviyor.Skinny bir vücudu olduğu için beğendiği kadın koleksiyonlarını da giyiyor bazen.Chanel 2.55 çantası ve 600 $ para verdiği Marc Jacobs gözlükleri vazgeçilmezi.Rusya'ya gitmiş bir de.Şimdi evine döndü,2010 daki moda haftaları için para biriktiriyor.Ama geçenlerde onu çok mutlu eden bir paket gelmiş.Sitesinde birkaç kere bahsedip almazsam ölürüm dediği Louis Vuitton çantayı Marc kendisine yollamış.Çanta henüz piyasada yokken sahip olmak harika bir şey.Tam bir "from runway to real way" olayı. Celebrity lerin sahip olduğu bir şans yani.

Çanta çok çılgın.Louis Vuitton zaten çanta denince akla ilk gelen markalardan.Klasik monogram ve dama çantalarını,bavullarını üretmeye devam ederken bir yandan da değişik ve genç tasarımlar yapıyor.Kocaman bir tilki kuyruğu olan bu çanta o kadar tuhaf ki o derece güzel.Victoria Beckham da almış hemen.



Ama benim favorim yeşil olan.Noel Baba bana bu çantayı getir!

28 Aralık 2009 Pazartesi

bir alışverişkoliğin (acı) itirafları

28 Aralık 2009 Pazartesi 1

Hep aynı mağazalara girip çıkmaktan mı,modanın kendini tekrar etmesinden bilinmez ya da en önemlisi kriz yüzünden alışveriş eskisi gibi tat vermiyor.Daha doğrusu moda ve haliyle kıyafetler. Anna Wintour'un büyük bir çoğunluğunu tek başına kontrol ettiği bu dev endüstriyi artık çok da ciddiye alamıyorum açıkçası.Sonuçta Bret Easton Ellis'in "Glamorama" romanındaki manken kızın dediği gibi "tüm giysilerin sonu toz bezi olmak bir şekilde." Tabi vintage Chanel elbiselerinizi,Prada ceketlerinizi kesin demiyorum ama zaten orta halli bir tüketici olarak bazı gözlemlerimi paylaşmak istiyorum:
En sık alışveriş yaptığım marka Pull and Bear.Ankara'da Gordion,Ankamall ve Panora avmde var.İnditex'e bağlı bu genç ispanyol,makul fiyatları ve eğlenceli tasarımlarıyla hayli popülerleşti ülkemizde.Çoğunlukla renkli ve zıpır olan pull'un erkek koleksiyonu bu kış sezonu genel trendler ve maskülenlik nedeniyle koyu renklere bürünmüştü.Tişörtler pek başarılı değil bu sefer ama kazaklar,montlar,trençkotlar ve hırkalar çok başarılı.Erkek aksesuarlarında,ayakkabılarda,atkı ve çantalarda da çeşit artmış.
Pull'un abisi Zara da küçük kardeşi gibi mont ve kazaklara hayli önem vermiş.Çok trendy ve tasarımlama hırkalar,trikolar mevcut.Fiyatlar tabi ki daha yüksek.100 tl civarında çok güzel sneakerlar var.
Gap şimdilik Panora'da var,Gordion'daki açıldı mı bilemiyorum.Bu amerikalı rahat giyim markası spor tarzıyla ön planda ama şık parçalar da yok değil.Güzel kaşmir kazaklar 80-120 lira arası değişiyor ama benim sorunum dekorasyonla alakalı.Panora'daki mağazanın erkek katı pek bir dağınık,üst üste.Bir tane de koltuk atmışlar ortaya sanki bir parti evinden almış getirmişler.Csi daki mavi ışıklı cihazlardan alım tutacağım bir gün üstüne.
Ah Koton ah!! Koton yine beni hayalkırıklığına uğratmamış ve kötü bir erkek koleksiyonu hazırlamayı başarmış.Kumaşlar kalitesiz ve modelistleri yeteneksiz .S tişörtleri bana L gibi oluyor.Nasıl aldılar o girişimcilik ödülünü anlamadım.
Pull'un tiki kuzeni Bershka'ya ne zaman girsem bu sefer bişey alacağım diye inat ediyorum ama alamıyorum.Kazaklar falan fena değil ama genel bir cart renk kullanımı ve de işlevsizlik var.
Ha bir de Massimo Dutti var.Tüm bunların babası.Pek şık gerçekten.Bana "Match Point" filmindeki soylu ingiliz aileyi,av partilerini,brunchları hatırlatıyor.Mağazaların dekorasyonu da ağır ve şık.Pek bir dikkatle bakamadım ama kaşmir kazakları güzeldi.
Mudo ise bir kaç yıl önce fts 64 diye bir genç markası yarattı.Esprili tişörtleri,güzel kapüşonlu üstleriye çok sevmiştim ama aldatması uzun sürmedi.Son bir kaç sezondur Amerika'daki discount storelarda,Wal Mart'larda 5 dolara satılacak kıyafetleri 60 liraya satmaya çalışıyorlar. Şiddetle kınıyorum kendilerini.
Bunlar olurken Armada'daki Tommy Hilfiger,Tommy Hilfiger Denim oldu ve acayip güzelleşti.110 liraya çok güzel beyaz tişörtler,289 liraya v yaka kazaklar var ama maddi imkansızlıklardan dolayı uğrayamıyoruz bu mağazaya.
Yani aşağı yukarı böyle işte.Aynı şeyler,aynı tip kıyafetler.Artık Sartorialist'teki güzel insanlara ve hoş kıyafetlere bakmak bile tat vermiyor.Orada da herkesin üstünde Burberry trençkot, çıplak ayakla giyilen makosen.Boyfriend ceketler var kadınlarda bir de Balenciaga clutchlar ve Bottega ayakkabılar.Yani zenginlik de zor,herkes aynı şeyleri almanın peşinde.Palahniuk abimizin "Tekinsiz" kitabından bir alıntı yapalım da tüketim canavarına dur diyelim:
"Çocuk istismarı için düzenlenen tüm hayır işlerinde herkes iki bacağı üstünde yürüyüp ağzıyla çikolata soslu krep yedi:dudakları aynı deri dolgusuyla şişirilmişti.Aynı Cartier saatlere ,aynı elmaslarla çevrelenmiş aynı zamanlara baktılar.Hatta yoga ile uzun ve ince bir şekle sokulmuş boyunlarda aynı Harry Winston kolyelere."

10 Aralık 2009 Perşembe

hem giyerim hem gülerim

10 Aralık 2009 Perşembe 0
Yurdumuz insanlarını niş markalarla ve güzel tasarımcılarla tanıştıran V2k designers
mağazalarında satılan en eğlenceli markalardan birisi "Modern Amusement". Sokak modasıyla,şıklığıyı birleştiren Amerikalı bu güzel markanın sembolü de pek hoş.Bir karga-"crow".Bu kara karga logosu tişörtlerde de çok sık kullanılıyor.Esprili ve rengarenk tişörtler gerçekten çok kaliteli ve güzel. "Çok güzel hareketler bunlar"da Yılmaz Erdoğan bu tişörtleri sıkça giyiyor.Ayrıca cardigansever biri olarak markanın bu konuda da iddialı olduğunu söylemem lazım.Eğlenceli ve değişik tasarımlarla hem rahat hem şık görünmeyi hedefleyen tasarımcılar kaykaycılardan,sörfçülerden ve tabi ki müzikten ilham alıyorlar.
 
◄Design by Pocket