trip etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
trip etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ekim 2010 Pazartesi

~Carmen~

18 Ekim 2010 Pazartesi 0
Geçtiğimiz yaz gittiğim Madrid'de, "Buraya kadar gelmişken, bir flamenko izlemeliyiz!!!" dedik arkadaşlarla. Özellikle yerel bir gösteri aradık. Bunun için birkaç flamenko bar gezdik, fakat kendilerinin sabit bir yeri yokmuş. Gezicilermiş. Bulamadık bizde. Tam vazgeçmişken, birde baktık dünyaca ünlü "Carmen" balesi Madrid'e sahnelenmeye başladı. Fırsat bu fırsat -hem dünayca ünlü bir baleyi izlemiş olacağız, hem de profesyonel dansçılardan flamenko izleyeceğiz- dedik ve hemen biletlerimiz aldık. Gösterinin yapıldığı salon çok güzeldi. Yüksek tavanlı ve kubbeli, balkonlu, altın varaklı, kırmızı kadife perdeli bir salondu. Tarih filmlerinden bir sahnenin içindeymişim gibi geldi bir süre. Salonun o etkileyici havasından kurtulmam çok uzun sürmedi. Çünkü çok sürmeden Carmen sahneye çıkmıştı. İspanyol kadınların yerel kıyafetleri içerisinde, başında gülü, omzunda şalı ve kat kat elbisesiyle.
Gösteri, Carmen'in kendisine aşık ettiği erkeklerin, Carmen'i görünce nasıl başlarının döndüğünü, Carmen ne isterse yaptıklarını ve en sonunda Carmen'e ilk aşık olan askerin Carmen'i öldürmesini perde perde ele alıyor.Balerinlerin hep beraber sahneye çıkıp ellerinde kastanyetlerini tıkırdatarak, dans etmeleri beni benden aldı. Çok güzeldi. Beni etkileyen sahne sadece bubnunla da sınırlı değil. Carmen ve diğer kadınlar arasında geçen atışmalar, ve en sonunda tutuştukları kavga gerçekten çok güzel oturtulmuştu sahneye. Carmen, deyim yerindeyse çok arsız bir kadın:)) Kavganın sonunda, dövdüğü kadını saçlarından tutup yerde sürükleyip, ardından da yüzüne falçatayı çekti.
Bu etkileyici ve komik unsurlarla bezeli gösteriyi herhangi bir yerde yakalarsanız izlemenizi tavsiye ederim. Hemen hemen bütün dünyanın bildiği İspanyol geleneklerinden parçalar bulacaksınız ve eminim ki siz de çok sevecek ve etkileneceksiniz.

6 Mart 2010 Cumartesi

Küçücük Bir Gezi...~Konya~

6 Mart 2010 Cumartesi 0

Bundan iki hafta önce Cuma günü aniden Konya'ya, ablamın yanına gitmeye karar verdim. Daha önce de çok kez gittiğim şehri, bu sefer geçen yıl okuduğum kitapların da etkisiyle farklı bir şekilde gezdim. Önce ablam ve kuzenimle beraber Mevlana'yı ziyaret ettik. Daha önce de 2 defa ziyaret ettiğim yeri ve burada çeşitli yerlerde geçen isimleri daha net anladım. Çünkü; geçtiğimiz yaz önce Ahmet Ümit'ten Bab-ı Esrar'ı, ardından da Elif Şafak imzalı Aşk'ı okuyunca o dönem ve kişiler hakkında biraz daha bilgi sahibi oldum. İyi ki de okumuşum; türbede yatan diğer kişilerin isimleri daha tanıdık geldi bu sefer, kim kimdir daha iyi gördüm. Aslında müze olarak adlandırılan türbenin bir kısmı tadilattaydı dolayısıyla kapalıydı. Daha önce oraları gezdiğim için de ayrıca bir merak uyandırmadı. Müzenin içerisinde sergilenen eşyalarda küçük düzen değişiklikleri yapılmış. Daha önce yaptığım ziyaretlerde, kendimi manevi olarak çok yoğun bir ortamda , manevi olarak yorgun bulurdum. Ama bu sefer öyle olmadı nedenini de anlamadım...
Mevlana'yı ziyaret ettikten sonra, bu yıl -yine romanların sayesinde- iyice gün yüzüne çıkan Şems-i Tebrizi'nin türbesine gittik. Çok sade, bir caminin içerisinde yer alıyor. Cami Şems'in öldürülüp içerisine atıldığı kuyunun üzerine yapılmış. Oraya da gittiğime memnun oldum.
Ardından acıktığımızı farkedip, Konya'nın meşhur Tandır'ını yemeye gittik. Aslında yemeyecektim -çünkü diyet zamanı böyle şeyler yenmemeli- ama azıcık tadına baktım, kendimi engelleyemedim. Lokantalarda yediğim etlerin en lezzetlisiydi diyebilirim.
Bu iki günlük kısacık tatil böyle geçti. Yolunuz düşerse size de bunları yapmanızı tavsiye ederim...
 
◄Design by Pocket