14 Ocak 2010 Perşembe

give me a piece of CAKE ihihih

14 Ocak 2010 Perşembe 0


1991'den günümüze bircok sevilen sarkıya imza atan Cake grubu, alternatif rock tarzıyla ayrı bir yer edinip digerlerinin arasından sıyrılmasını bilmistir. Cool vokalistleri, sesi, sarkı sozleriyle gonullerde taht kurmustur.
Sevdigim, dinlemeye doyamadıgım, dinledikce bir daha dinlemek istedigim sarkilari:
Never There
Perhaps Perhaps Perhaps
No Phone
Love You Madly
Short Skirt, Long Jacket


13 Ocak 2010 Çarşamba

van kahvaltısı+sushi

13 Ocak 2010 Çarşamba 2

Müjde!!! Yeni bir dizi geçen hafta ekranları bombaladı,daha doğrusu nurgülyeşilçayladı, bekaretledi, töreledi.Aşk ve Ceza'dan bahsediyorum.Meğer beklenen efsane buymuş.Allah yarabbi bitti sonunda dediğimiz,Bergüzar Korel adlı soğuk nevaleyi bize kazandıran Binbir Gece'den sonra aynı ekip geri döndü:yönetmen Kudret Sabancı,müzikler Kıraç,senaristler Yıldız Tunç,Mehmet Bilal Dede.Bu Yıldız Tunç da güya yazar Ayfer Tunç muş böyle mahlasla senaryo yazıyormuş.Bilemeyeceğim o kadarını ama dizi tutar mı tutar.Niye mi?Çünkü Binbir Gece'deki gibi kamera kullanımını, helikopter çekimli İstanbul manzaralarını ve entrikaları ve tabi en önemlisi türk usulü tek gecelik ilişki kavramını özledik.Nasıl mı oluyor türk usulü tek gecelik ilişki şöyle ki:anlamıyla müsemma bir şekilde dünyada tek gecede yaşanıp unutulan tek gecelik ilişkiler ülkemizde yaşandığında ya 150000 tl gibi yıl sonu muhasebe kayıtlarını alt üst eden bir kayıtdışılığa neden oluyor ya da bekaret kaybedilip hamile kalınan bir ava giden avlanır oyununa dönüşüyor.
Aşk ve Ceza'da ben hariç herkes oynamış zaten.Nurgül Yeşilçay,Murat Yıldırım,Tomris İncer,Zeynep Beşerler,Feride Çetin ki kendisini pek severim.Konumuz ise üç şehre yayılmış vaziyette.
Van'da bir aşiret ağası olan Savaş,berdel yüzünden yengesi Çiçek'le evlenmek zorunda kalır. Fakat eğitimli bir insan olan Savaş bunu sırf formaliteden yapar.Çünkü Çiçek de razı değildir ve öğretmen olmak istiyordur.Hikayenin İstanbul ayağında ise reklamcı Yasemin evlenmesine bir hafta kala sevgilisi ex-şevket tarafından aldatılır.Sevgilinin bahanesi akılara zarardır.Çünkü Yasemin kendisi ile sevişmediği için azmıştır(çüş!)Rahat rahat 35 yaşında görünen Yasemin'in bu cinsel ketumluğunun nedeni ise ablasının kürtaj masasında can vermesi ve akabinde Yasemin'in babasına "ben evlenmeden yapmayacağım" sözü vermesidir(2. çüş) Sonra hikayenin Bodrum ayağı ise şöyle gelişiyor:Yasemin Bodrum'da yaşayan anasının yanına gider.Vanlı ağanın işlettiği barda sarhoş olur ve intikam için Savaş'la teknede sevişir(3.çüş) ve hamile kalır(4.çüş)
Yani olaylar yok artık denecek şekilde.Senaristler töre dizileriyle,beyaz türklerin çalkantılı aşk hayatı konusunu nasıl birleştirip bir mutant bebe yaparız demişler ortaya bu çıkmış.Mekanlar hızla değişiyor,kameralar fır dönüyor,kostümler iyi sayılır.(2.bölümde).Nurgül Yeşilçay'a Özgür Masur,Hakan Yıldırım ve Etcetura tasarımları giydirmişler.Kendisi şık olmak zorunda zira reklamcı.Dizinin bu kısımları da hayli eğlenceli çünkü daha önce seyirciyi frijit mimarlarla(Şehrazat ve Bennu) tanıştıran senaristler bu sefer de egobaz ve hobikar reklamcıların dünyasını gösteriyorlar.Yasemin'in çalıştığı xl adı şirkette herkes bir fesat ki sormayın.Hatta genç bir çalışan dayanamayıp istifa etti,giderken de bunları paraladı ama bana mısın demediler.Ha bu arada patronları olan Bora Bey de Yasemin'e aşık.(5.çüş)
Diyaloglar niye bu kadar özensiz,o kadar para harcıyorsunuz azıcık dikat edin di mi? Bora Yasemin'i eve bırakırken "acıktım suşi yiyelim mi" diye öyle bir gürledi ki o nasıl bir seslendirme,dayak mı atıyon? Hem suşi yemek hala mı bir statü sembolü? Hele iş görüşmesindeki diyaloglar şaka gibiydi: "Yasemin Hanım kimsenin malı değildir höyt!!" akabinde karşı taraf sorar:"Agresifsiniz galiba? Sevdim sizi..." Bu ne ya???? Yiğit Özgür karikatürü gibi.Tıkandım vallaha tıkandım.

9 Ocak 2010 Cumartesi

Saatleri Ayarlama Enstitüsü

9 Ocak 2010 Cumartesi 0
"Saatin kendisi mekan, yürüyüşü zaman, ayarı insandır... Bu da gösterir ki, zaman ve mekan, insanla mevcuttur!"
Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nü uzun zamandır okumak istiyordum.Fakat galiba kitaplar okunacakları zamanı seçiyorlar.Ben de ancak okuyabildim.Kitapta Hayri İrdal adlı karakterin hayat hikayesi çerçevesinde Osmanlının son zamanlarından 1950lere uzanan bir Türkiye hikayesi anlatılıyor.Modernleşen hayatın,modernleşen cemiyetin sonucunda değişen insan ilişkileri,bilim ve sanat değerleri,gündelik hayatın kodları hakkında yazılmış bir roman.Kitapta mülayim,ezilen ve hayatın akışına kapılıp giden,dürüst bir adam olan Hayri Bey'in,Halit Ayarcı adlı bir müteşebbisle tanışarak Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı bir kurum kurmaları anlatılıyor.Her saniyenin önemli olduğu modern hayatta daha da ileriye gidebilmek için ayarsız saatler düzeltilmelidir çünkü.Hayri Bey bu abesle iştigale girmek istemez ama başka çaresi yoktur.
Kitap ilerledikçe Saatleme Bankası,Türlü İşler Bankası,İspiritizma Cemiyeti gibi tuhaf kurumların ve yine birbirinden tuhaf karakterlerin resmigeçidine dönüşüyor.Bu karakterlerden biri de Mübarak adlı eski bir saat!
Kendi fonksiyonunu yaratacak olan bir kurum ve bu kurumun istihdam ettiği insanlar,aşk üçgenleri,kayıp hazineler,insan ilişkileri,simya,saat ve zaman kavramları,yeni ve batılı olana duyulan ilgi kitapta çok güzel işleniyor.Dört bölümden oluşan kitap Tanpınar'ın benzersiz üslubu ve kurgusuyla gayet akıcı.Bir süre sonra olayların ve kişilerin absürdlüğü o kadar artıyor ki Hayri Bey gibi çıldırmanın eşiğine geliyor insan.Modernleşmeye çalışan topluma yönelik müthiş bir kara mizah örneği.Mutlaka okunmalı.

"Bilgi bizi geciktirir.Zaten ne sonu ne gayesi vardır.Mesele yapmak ve yaratmaktır.Bilselerdi, bilselerdi...Fakat bilselerdi bunu yapamazlardı.Bu heyecana,bu icada,bu kendiliğinden bulmaya erişemezlerdi.Bilgileri buna mani olurdu..."

"İnsan neyi anlatabilir?İnsan insana, insanlara hangi derdini anlatabilir?Yıldızlar birbiriyle konuşabilir, insan insanla konuşamaz."

8 Ocak 2010 Cuma

Eyesores Art Show

8 Ocak 2010 Cuma 0
Facebook'tan görmeye alıskın oldugumuz sevimli minik eyesore'lar simdi 3 boyutlu olarak Istanbul Milk Design Store&Gallery 'de 15 Ocak'a kadar ücretsiz bizleri bekliyor. Gidebilirsem eger, bir sürü resim cekmeyi düsünüyorum veya siz giderseniz benim yerime bol bol resim cekin, sonra da bana yollayın :)
Blogumuza da yerlestirdim bir iki tane zaten görmüssünüzdür. I kiss you, eyesores!


Design Barcode Inc.

Japonlar ne varsa sizde var. Bu yaratıcılıkla siz var ya siiiiiz her seyi yaparsınız. Bayıldım ya sunlara bir baksanıza :)) Markalar icin tasarım barkodlar yapan bir sirket bu bahsettigim. Demisler ki: "Big ideas are small, design barcode." Seviyorum böyle calismalari, daha cok olsun lütfennn..




7 Ocak 2010 Perşembe

5YearPlan

7 Ocak 2010 Perşembe 0

Hint usulü bez Jhola cantanın icinde gelen, el yapımı kumas sayfalar halindeki kitap, seri üretime bir tepki olarak, 5 yıllık projeyi gerceklestirmek amacıyla ortaya cıkmıs. 32 sanatcının 32 calısmasının bir kitaba gelmis hali, sınırlı sayıda üretimle severlerine kavusuyor.
Incelemek isterseniz: http://www.5yearplan.org/

!f Istanbul 9. Uluslararası Bagımsız Filmler Festivali


Bundan birkac yil oncesine kadar daha iyi filmlerin geldigini düsündügüm !f Istanbul, 9.yılında 11-21 Subat tarihleri arasinda Istanbul'da, 25-28 Subat tarihlerinde ise Ankara'da biz sinemaseverlerle bulusacak. Bu sefer degisik filmlerle ilgimizi cekmesini basarir diye umuyorum..Merakla bekliyoruz..

Markafoni

Günlük email kontrollerimi yaparken, bir davetiyeye rastladım..Arkadasım göndermis. Markofoni diye bir alısveris sitesi. Ozel markalardan özel indirimler diye cezbeden bir de reklam koymus basına da. E, tabii ki dogal olarak üye olup incelemeye koyuldum. Belirli günlerde, belirli tanınmıs markaların indirimleri oluyor. Bazıları gercekten inanılmaz fiyatlarda düsüyor, bazılarında da fiyat konusunda cok bir farklılık gözlemlenmiyor. Sanırım birisinin sizi davet etmesi gerekiyor siteye üye olabilmeniz icin. Sıkıntı yasarsanız bana basvurabilirsiniz :)) Bu arada hemen bir eksisozluk arastırması yaptım. Bakınız: http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=markafoni
Ilerleyen günlerde olur da buradan alısveris yaparsam, sizleri bilgilendirecegim efenim.

Güne Lenny Kravitz'le baslamak..

Müzik arsivimi karistirirken Lenny Kravitz'e rastladim. Zamaninda dinlenilmesinden keyif alınan birisiydi. Yıllar gectikce vakti dolan sarkıcılardan galiba. Yeni sarkilari bana o kadar keyif vermiyor. Eski calısmalarını unutmamak, dinlemek gerek arada, bugün yaptigim gibi...
Bende yeri ayrı olan iki sarkısı:
If You Can't Say No
What Goes Around Comes Around

p.s.cocukluk askımdı :))

Los Abrasoz Rotos


Penelope Cruz.. Tamam, kabul ediyorum.. Bu dünyada yerine bir baskasının gelip gelmeyecegi tarsılabilen..tanrıca edasında bir kadın. Bu hafta Broken Embraces filmi vizyona girecek. Cok olumlu elestiriler almıs. Filmin aldıgı oduller bolca mevcut. Penelope Cruz'un oyunculugu yine tartısmasız basarılıymıs. Ah ah ne diyim.. Gelsin de izleyelim. Bant dergisi hayalkırıklıgı yaratan filmler arasında birinci sıraya yerlestirmis ama olsun.. Filmle ilgili detaylı bilgi icin: http://www.sonyclassics.com/brokenembraces/
 
◄Design by Pocket