16 Nisan 2011 Cumartesi

Yeni Çıktı...

16 Nisan 2011 Cumartesi 0
Yaklaşık iki aydır yazmak için aklımdan bir sürü konu geçse de son sınıf son dönemde olmanın verdiği rehavetle bloga uğrayamaz oldum. Çok uzun ayrı kaldık. Daha fazla dayanamadım ve yeniden yazmaya karar verdim:))
Dönüşüm tabi ki benim çılgınlığım olan bir tarih romanıyla olacak. Daha önce de diğer iki kitabının çıkışını duyurduğum bizim Phlippa Gregory'miz Demet Altınyeleklioğlu'nun son romanı Cariyenin Gelini: Nurbanu... II. Selim'in hasekisi, III.Murat'ın validesi olan Nurbanu'nun, nam-ı diğer Cecilia Baffo'nun Venedik'ten İstanbul'a, Topkapı Sarayı'na gelişi anlatılıyor. Sarayda Mihrimah Sultan'la karşılaşmaları, arkadaş olmaları ve Mihrimah Sultan'ın ona Nurbanu , "Tanrı'nın ışığını saçan kraliçe", adını vermesi...
Kayınvalidesi Hürrem Sultan kadar dişli olan Nurbanu Valide Sultan, Kadınlar Saltanatı'nın ikinci kadını.
Bu yıl Muhteşem Yüzyıl'ın patlamasıyla Hürrem&Süleyman aşkını konu alan romanlar patlama yaptı. Moskof Cariye de bunlardan birisi. Tekrar tekrar baskılar yaptı.
Cariyenin Gelini: Nurbanu'nun da çok okunacağını düşünüyorum. Ben de henüz aldım bu 800 küsur sayfalık bu romanı.Alır almaz hemen okumaya koyuldum. Meraklılarına iyi okumalar...

10 Şubat 2011 Perşembe

Taze Taze...

10 Şubat 2011 Perşembe 1
Birkaç gündür albümün çıkış parçası "Sen ve Ben" radyolarda dönüyor. Müzik kanallarından henüz bugün raflarda yer aldığını öğrendim. YouTube sayesinde albümün büyük bir kısmını dinledim. Genel Funda Arar çizgisinde bir albüm olmuş yine. Hayranları ve daha az hayran olan sade dinleyicilerinin beğeneceklerini düşünüyorum. Yeni albümlerin gelmesi beni mutlu ediyor. Bir tazeleniyoruz:))





Albümde yer alan parçalar;

Beklenenler...



PS: Black Swan'ı dayanamayıp izledim:)) Ama vizyona girince sinemada tekrar izleyeceğim:))

6 Şubat 2011 Pazar

~Aşk Tesadüfleri Sever~~

6 Şubat 2011 Pazar 0
Birkaç ay önce sinemaya gittiğimde, fragmanları izlerken gözüme kestirmiştim. O zamandan beri de bekliyorum. Başrollerini Mehmet Günsur ve Belçim Bilgin'in paylaştığı filmimiz, Ankara ve İstanbul'da geçiyor. Aslında İstanbul daha çok yan mekan gibi. Ankara'nın birçok yerinde çekimler yapılmış ve filmin geneline yayılmış. Bu çok hoşuma gitti. Sanırım bildiğimiz mekanların kullanılması, filmi çekici kıldı.
Filmimiz, dünyada olması biraz zor olan ütopik bir aşk hikayesi. Özgür ve Deniz'in kaderleri doğumlarından itibaren kesişir. Aynı gün, aynı hastanede doğarlar. Yan yana yatarlar. Çocuklukları aynı mahallede geçer. Film boyunca da hayatları birçok kez kesişecektir. Artık o gülümseten, insanın "ah ah ne güzel!!" dedirttiği diğer tesadüfleri de izleyip görün, daha fazla açmayayım. Tesadüfleri açıkladıkça hepsi çorap söküğü gibi peş peşe geliyor. O da sonu açık ediyor. O yüzden izleyip görünüz.
Yönetmen Ömer Faruk Sorak'ın ellerine ve kamerasına sağlık. Filmi çok beğendim. Konusu ütopik de olsa, kurgusu ve işlenişi çok güzeldi gerçekten. Merak eden, etmeyen herkesler izlesin bence. Herkes kendine göre birşeyler bulacaktır. İyi seyirler şimdiden...Tekrar emeği geçenlerin ellerine sağlık.

8 Ocak 2011 Cumartesi

Güldüm, Güldüm, Çok Eğlendim...:))

8 Ocak 2011 Cumartesi 0
Dün vizyona giren filmimize, birinci bölümü izleyenlerden duyduklarım ve bir öneri ile hemen gitmeye karar verdim. Film başladı, gülmeye başladım, film bittiğinde hala katıla katıla gülüyordum.
Senaryosunu Ata Demirer'in yazdığı, başrollerinde de yine Ata Demirer'in kendisi ve Demet Akbağ var. Filmin tamamı Geyikli de geçiyor. Yerel ağızla konuşmalar ve espriler tam kıvamında. Klasik Türk filmi kalıbı yıkılmaya çalışılıyor bence. Bilirsiniz genelde sinema filmlerimiz küfür yoğun filmler olur, Eyvah Eyvah 2 böyle değil.
Demet Akbağ'ın canlandırdığı Firuzan'a bayıldım. Saç, makyaj, dudaklar, dişler ve kıyafetler harikaydı:))
Dün TV'de Seda Sayan'la röportajları vardı. Devamı gelmeyecekmiş. Sonmuş. Öyle söylediler.
Seda Sayan bir noktaya parmak bastı: Firuzan, film boyunca ve son sahnede birçok kişiye benziyor. Özellikle Demet Akalın, birazcık Ajda Pekkan, birazcık Seda Sayan. Ama ana karakter bence Popstar Mehtap. Çok benziyor. Konuşmaları, hareketleri... Küçücük bir sır vereyim. Firuzan, meşhur oluyor ve Fasulye'ye remix yapıyorlar. Bu yaz çok sık duyacakmışız gibi, ki yaza da kalmaya bilir:))
Gülmek, eğlenmek isteyenlere önerilir. İki saat boyunca tabiri caizse yarılacaksınız. İyi Seyirler...

7 Ocak 2011 Cuma

Yersiz Tartışmalar...

7 Ocak 2011 Cuma 0
Günlerdir dört gözle beklediğim dizi, geçtiğimiz çarşamba nihayet yayınlandı. Sinema filmi tadında bir buçuk saat hiç reklam verilmedi. Ben de soluksuz izledim. Türkiye de şimdiye kadar yapılmış diziler içerisinde en iddialı ve en pahalı yapımlardan birisi sanırım. Diziyi "Yerli Tudors" olarak adlandırdım. Çünkü yayınlanan afişleri, Tudors'un afişlerine çok benzettim ki bana katılanlar da var.
Son günlerde dizinin kaldırılması gerektiğini düşünen bir ton insan var. Devlet erkanı da katıldı bu bir ton insan arasına. En yüksek noktadan eleştiri geldi. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, dizinin içeriğiyle ilgili üzüntüsünü bildirdi. Gerek var mıydı bilmiyorum. Üzüntüsünün sebebi de "Bir İslam Halifesini olmayacak ilişkiler içerisinde" gösteriyorlarmış. Ki olmayacak hal de değil pek. Sonuçta Kanuni ya da diğerleri, hepsi insan ve eğer böyle bir şey yoksa, o Harem kurumu neden var? Tamam orası padişahların evi, mahremi. O kızlarda hizmetkarlar. O zaman neden dünyanın dört bir yanından en güzel kızlar getiriliyor ve padişah anaları, valide sultanlar neden hep yabancı ve dünya güzeli kadınlar.Şuraya varmak istiyorum, olaylar dizi için biraz abartılmış olabilir , bu konuda bilgi sahibi değilim, bilemem. Ama asla yoktu böyle birşey diyecek kadar da bilgisiz ve gözü kapalı değilim. Eğer böyle şeyler yoksa, o kadar hikaye nereden çıkıyor. İnsan hayal gücü de bir kaynakla beslenir, ki gerçektir bu kaynaktır.
İzleyicilerin biraz daha sağduyulu yaklaşıp bunun bir dizi olduğunu unutmamaları gerekiyor bence. Sadece bir dizi. Nasıl ki Kurtlar Vadisi bir dizi ise bu da öyle.
Devlet de işin içine girdiğine göre, artık davalar açılır. Sanırım bu güzel yapım da sonlandırılır. Bu olaylar üzücü. Kendimizi daha geliştirip böyle olaylarla uğraşmayacak kadar ilerlemiş olmamız gerekiyor. Ama biz hala geriden geriden geliyoruz...Üzücü..

Karmakarışık...

Bir süreden sonra, nihayet Disney'den tadı damağımda kalan bir animasyon, Karmakarışık. Orjinal adıyla Tangled. Up'tan sonra izlediğim en renkli en canlı animasyondu, doğrusu.
Bilinen hikayelere biraz daha hareket katıp, yeni yapımlara imza atan Disney, bu sefer de Rapunzel'i seçmiş kendisine. İyi yapmış. Filmi Türkçe dublajlı izledim. Dublajı da çok beğendim. Sesler o kadar güzel oturmuştu ki karakterlere. Müzikleri de çok hoştu. Finalde Sertab'ın sesinden "Başka bir şey bu" adlı şarkıyı da dinleyebilirsiniz.
Hikayemiz şöyle: ülkenin Kral ve Kraliçesi bir veliaht istemektedir. Kraliçe hamileyken hastalanır. Tüm halk, bir cadı tarafından saklanan sihirli bir çiçeğin peşine düşer. Cadı sakladığını sandığı çiçeğin yerini açık eder. Kraliyet muhafızları bulurlar çiçeği, kraliçe iyileşir ve sapsarı saçlarıyla Rapunzel doğar. Çiçeği saklayan cadı Rapunzeli kaçırır ve bir kuleye hapseder, kendi kızı gibi büyütür. Yıllar sonra tesadüfen, bir kaçak, kuleye girer. Rapunzel ilk defa biriyle tanışmıştır. Kuleden çıkması yasak olan Rapunzel, onunla pazarlık yapar. Her yıl doğum günün de ortaya çıkan uçan ışıkları görmek ister. Kaçak Flynn Ryder'la yola çıkarlar ve macera başlar.Devamını ve ayrıntıları izleyin artık:))
İki kahramanımız daha var. Birisi Rapunzel'in, sevimli ve komik arkadaşı küçük bukalemun, diğeri ise Kraliyet muhafız atı Maximus. İkisi de çok komikler. Çok güldürdüler beni.
Animasyon severlere tavsiye edilir. Şimdiden iyi seyirler...

1 Ocak 2011 Cumartesi

Mutlu Yıllar...:))

1 Ocak 2011 Cumartesi 0

28 Aralık 2010 Salı

Sonu Geldi Nihayet...

28 Aralık 2010 Salı 2

Reşat Nuri'nin aynı adlı eserinden çarpıtılan dizimiz, nihayet yarın ekranlara veda ediyor. Üniversiteye başladığım başlamıştı. Son iki yıldır, bu yıl bitecek diyen senarist teyzeler, her seferinde daha da uzattılar. Romanı daha fazla çarpıtamayacaklarını da 5. yıl da anladılar. Bıravaaaa:D Ece ve Melek teyzelerin yazdığı en uzun soluklu dizi oldu.(Teyzeler, romanı tekrar yazsalar, heralde bir kütüphane dolusu kitap çıkarırlardı.) Teyzelere de zaman zaman imrenmedim değil, çünkü o kadar entrikalı senaryolar yazdılar ki, hem korktum hem sevdim. Onların bu acılı senaryoları yüzünden sıradan diziler biz izleyicileri açmaz oldu. Son 3 bölüm haricinde sadece birkaç bölümü tam izlemişimdir- o da annem sayesinde- bölüm sonlarında dünya böyleyse ölmek istiyorum diye kendimden geçtim. Dudaktan Kalbe, Aşk-ı Memnu, Samanyolu vs. diziler teyzelerimizin elinden çıktı. Ay Yapım da sağolsun onlar ne yazsa hemen çekti.
5. sezonun sonunda tek sağ çıkan küçük kız Ayşe olacak herhalde. Ondan da hala şüphlerim var. Son bölümde bi sürpriz yapcakmış gibi. O evde büyüyen bir çocuk nasıl normal - o evin standartlarına göre- kaldı, anlamadım. Ali Rıza'nın anıtsal konuşmaları bile etkilemedi o kızı. Ali Rıza bile dayanamadı kendine felç oldu.
Ekranlarda ki bir dev daha sona eriyor, ama ersin artık. Ağaçtaki her yaprak için ayrı bir bölüm çektiler. Sıkıldık. Yani bu kadar acıyla da yaşanmazz...
Neyse çok dalga geçtim diziyle. Bakalım yarın nasıl bir son gelcek. Bekleyelim ve görelim...:)) Meraklılarına iyi seyirler.

17 Aralık 2010 Cuma

Turist...

17 Aralık 2010 Cuma 4
Türkiye'de gazetelerde çokça yer alan bir film, Turist. Neden haber oldu; çünkü Acun, Angelina Jolie ve Johnny Depp ile röportaj yaptı. Ama henüz filmin nasıl olduğunu bilen yoktu sanırım o sıralar. Nitekim pekte öyle haber olacak bir film değil. Sıradan, eğlencelik bir film.
Filmin büyük bölümü Venedik'te geçiyor. Bu tarz filmler, İtalyan turizmini büyük ölçüde etkiliyor bence. Çünkü Venedik harika görünüyor yine, tüm filmlerde olduğu gibi. Bu, filmi izlenir kılan etkenlerden birisi. İkincisi , erkeklerin hayran olduğu Angelina Jolie- ki tam bir zerafet abidesi, tanrıça olmuş filmde- ; diğeri de kızların hayran olduğu Johnny Depp. Üçüncüsü ise müzikleri çok güzeldi. Yerli yerine oturmuşlardı. Ama bunlar ancak konunun sıradanlığını birazcık yukarı çekip, biraz daha ilgi çekici yapmıştı. Yine de sonunu tahmin edebildiğiniz bir film.
Bu kadar yerdikten sonra, Angelina Jolie'nin kıyafetlerinin çok güzel olduğunu ve çok güzel taşıdığını da belirtmek isterim. Son sahnede boynundaki taşlı tasma, elbisesi ve saçı çok güzel olmuştu.
 
◄Design by Pocket►